- Anasayfaya geri dön »
- felsefe akımlar , felsefe özellikleri , felsefenin tarihi , ortaçağda felsefe , rönesans , rönesans felsefesi »
- Rönesans Felsefesi
1. Rönesans'ın felsefi anlamına baktığımızda İnsancılık (Hümanizm), Bireycilik (İnduvalizm) ve Şüphecilik (Septisizm) olarak karşımıza çıkmaktadır.
2. Rönesans, genellikle içinde yaşadığımız çağın başlangıcı olarak kabul edilir.
3. Bu dönemde yeni insan, merak ve hayret duygusunu yeniden sakladığı yerden çıkarmış, çevresini araştırmaya başlamıştır. Yeni insan, evrenin hiçbir sırrını çözmeden bırakmak istemiyordu. Çünkü o şuna inanmıştı: İnsan aklı, her şeyi çözebilir. Ya da Francis Bacon'ın (Frensis Beykın, 1561 - 1626) dediği gibi "insan aklı doğayı kullanarak her şeyi yapabilir" ve anlayabilir. Bu Grek Felsefesi'nin araştırmacı, bulucu ve sorgulayıcı anlayışına yeniden dönüş demekti.
4. Rönesans döneminde felsefe alanındaki en büyük özellik, yeni ile eskinin çatışmasıdır. Bu iki felsefi sistem arasındaki çatışma, eskinin tamamıyla yıkılıp yeninin henüz olgunlaşmadığı bir zemin üzerinde yaşanıyordu. Yaşanan bu durum, hem bir çatışmayı hem de bir uzlaşmayı gerekli kılıyordu. Bu nedenden dolayı zaman zaman bu iki sistem arasında uzlaşmaların da olduğunu görüyoruz.
5. Rönesans'ta felsefe; düşünsel planda laikleşme sürecine girmiş, kendine özgü yöntem ve araçları olan bir bilgi kolu haline gelmiştir. Bu değişimin altında yatan temel neden, Ortaçağ'da gördüğümüz tümeller kavgasıdır.
Ortaçağ Felsefesi ile Rönesans Felsefesi Arasındaki Temel Farklar:
- Ortaçağ'da felsefe, dini bir renk taşır. Temel amacı ise dinin dogmalarını akla dayalı olarak açıklamaktır. Rönesans'ta ise felsefe, kendini dinin, kilisenin ve dinin rasyonel temellerini oluşturmaya çalışan din bilginlerinin otoritesinden sıyırmıştır.
- Ortaçağ felsefesi, Katolik inancını temele alan ve ona göre şekillenen, kendi içine kapalı bir sistemdir. Kabul edilen dil, İncil'in kutsal dili olan sadece manastırlarda öğretilen ve dar bir çevrenin konuşabildiği Latinceydi. Rönesans'ta ise kendi içine kapalı dinsel sistemin yerine, birçok sistemi barındıran ve ulusal dillerin konuşulabildiği bir yapı kurulmuştur.
- Ortaçağ'da felsefe Anselmus, Aquinos Thomas, Auerlius Augustinus gibi din bilginleri tarafından yapılırdı. Rönesans'ta ise felsefe, birçok toplumsal çevreye açılmış; bu dönemde aydınların, yazarların, üniversite öğrencilerinin, öğretim üyelerinin felsefe yapabilmesine olanak tanınmıştır.
- Ortaçağ filozofu, doğrunun zaten bulunmuş olduğuna, kutsal kitapta verildiğine inandığı için "yeni" olanı aramamıştır. Rönesans'ta ise deney ve gözlem, temel araştırma yöntemi olarak kabul edilmiştir. Bu dönemin düşünürleri bir fikri, kimin söylediğine değil, gerçeği yansıtıp yansıtmadığına bakmış ve gerektiğinde eskiyi reddetme cesaretini göstermişlerdir.
Ortaçağ ve Rönesans Doğa Felsefesinin Karşılaştırılması:
- Ortaçağ'da Dünya, sabit (hareketsiz) olarak algılanırken, Rönesans'ta Dünya'nın hareket halinde olduğu düşüncesi egemendir.
- Ortaçağ'da doğa üzerine araştırmalar yapmak, doğayı tanımak ve ona egemen olmak bir amaç değil araçtır. Bu anlayışa göre, doğa kutsal olmayan bir varlıktır. Rönesans'ta ise doğayı araştırmak, tanımak, anlamak ve ona egemen olmak amaçtır. Doğa sırları olan, keşfedilmesi gereken gizli (latent) bir hazinedir.
- Ortaçağ felsefesi, doğa görüşünü sadece Aristoteles'in doğa anlayışına dayandırmıştır. Rönesans ise kendi doğa felsefesini ortaya koyarken, her şeyden önce var olan sistemi (Ortaçağ felsefesi'nin doğa anlayışını) yıkmakla işe başlamış ve birçok düşünürün doğa üzerine yaptığı gözlemlerden ve araştırmalardan yararlanmıştır.
- Rönesans felsefesi durağan doğa anlayışına karşı çıkmış ve bugünkü modern doğa biliminin doğuşuna öncülük etmiştir.
- Ortaçağ bilginleri doğa anlayışlarını Aristoteles'in fizik anlayışına dayandırıyorlardı. Aristoteles'in doğa (fizik) anlayışının temelinde ise yeryuvarlağının evrenin merkezi olduğu, Dünya'nın hareket etmediği, Güneş ile yıldızların onun çevresinde döndüğü (Geosantrizm) düşüncesi yatmaktadır. Bu görüş, Ortaçağ'da katolik kilisesi tarafından benimsenmiştir. Dünya merkezli evren anlayışını Grek coğrafyacısı Batlamyus (Ptolemaios), Platon ve Aristoteles'in varsayımlarından yola çıkarak şekillendirmiştir. Bu anlayışın temelinde; "İnsan Dünya'nın merkezi ise Dünyada evrenin merkezidir." anlayışı yatmaktadır. Bu anlayış, Güneş Merkezli (Heliosantrik) Evren Teorisi'nin karşısında yer alır. Bu dönemde Rönesans'ın doğa anlayışını temellendiren Tycho Brahe, Johannes Kepler, Nicolaus Copernicus, Galileo Galilei gibi önemli isimler karşımıza çıkmaktadır.
Rönesans'ta ortaya çıkan felsefe akımları ve bazı önemli filozoflar:
Hümanizm (Niccolo Macchiavelli, Giovanni Boccacio, Michel de Montaigne, Desiderius Erasmus), Platonizm, Aristotelizm, Atomizm (Gassendi, Francis Bacon), Septisizm (Michel de Montaigne, Charron, Pieere Camus, Vayer ve Sanchez), Panteizm (Giordaano Bruno), Leonardo da Vinci, Jean Bodin, Hugo Grotius, J. Althus, Thomas More, Thomasso Campanella
![]() |
| Rönesans Felsefesi hakkında görsel içerik |
.
