- Anasayfaya geri dön »
- modern felsefenin başlangıcı »
- Modern Felsefenin Başlangıcı
17. Yüzyıl Felsefesi
1. 17. Yüzyıl felsefesi, kendi içinde bir sistematiği ve bütünlüğü olan bir felsefedir.
2. Varlığı belirli bir sistematik ve bütünlük içinde ele alan 17. yüzyıl felsefesinin temelinde, bu dönemde ortaya çıkan filozofların yeni bir matematik ve fizik anlayışına dayanan sistem kuran rasyonalist düşünürler yatmaktadır.
3. 17. yüzyıl felsefesinin belirleyici özelliklerinden birisi de bilme olgusunun temelinde yatan yöntem sorununun ele alınmasıdır.
4. Bu dönemin en önemli filozofu, Rene Descartes'tır. Rene Descartes (Röne Dekart, 1596 - 1650), Skolastik felsefenin temel felsefi varsayımlarına son vermiş ve günümüze değin sürekli yeniden ele alınan bazı temel felsefe sorunlarını ortaya atmıştır. Skolastik felsefenin sınırları içinde La Fleche'te almış olduğu eğitimin, insan zihnini bulandırdığını belirterek, yüklendiği bilgi ağırlığını omuzlarından atmaya çalıştığını söyleyerek yöntemli şüphenin önünü açmıştır.
Platon gibi matematiği ve geometriyi, felsefe araştırmaları için bir model olarak kullanmıştır. Amacı, kendisinden şüphe edilmeyen ve varlığı bir bütün olarak açıklayan tümel bir bilgiye ulaşmaktı. Kurucusu olduğu analitik geometri, bilgi yolunu tıkayan eksiklikleri gidermenin bir yolu ve ürünüydü. Ona göre; insanın bilme yetisinin, neyi bilirse bilsin hep aynı kalması ve tek bir temel yapısı olması gerekir. Bilgide önemli olan başkalarının kanıları değil, açık (clara) ve seçik (distincta) biçimde kavradığımız ya da kesinlik taşıyan sonuçlardır. Bilgide yöntemden asla vazgeçilemez.
Onda şüphe, Sofistlerde olduğu gibi bir amaç değil, sadece gerçeğe ve doğruya erişmenin temel bir aracıdır. Yöntemli şüphe (metodik şüphe), ister duyu verilerine, ister usavurmaya dayansın, bütün kanı ve düşüncelerimizden şüphe edebiliriz. Şüphe eden kişi, şüphe ettiğinden şüphelenemez; şüphe etmek ise düşünmek, düşünmek de var olmak demektir. Düşünüyorum, öyleyse varım (Cogito ergo sum). Böylece bütün felsefenin ve bütün bilgilerin oturtulabileceği sarsılmaz temel, ilk apaçık ilke ya da bilgiye ulaşmış oluruz.
İnsan, bedeninin varlığından şüphe edebilir ama bu durumda bile var olduğundan şüphe edemez; çünkü başka nesnelerin varlığından kuşku ederken bile düşünüyoruz, düşünmek için ise var olmak gerekir. Öyleyse düşünen varlık, benlik ya da ruh, bedenden bütünüyle ayrı ve onsuz da var olabilir; ruh, bütün yapısı ve özü düşünme olan bir tözdür. Ruh-beden ikiliği (Dualizm) kuralı, yöntemli şüphenin kaçınılmaz ve mantıksal bir sonucudur.
"Ruhun İhtirasları" adlı kitabında ise ahlakla ilgili (etik) görüşlerini özetlemeye çalışır. Bu eserinde beden-ruh ikiliğine (Dualizm) ve etkileşimine ilişkin kurallarını anlatır. Bu kitabında dört ahlak ilkesi ileri sürer: Davranışlarında kararlı olmak; talihi değil her zaman kendini yenmek; Dünya'nın düzenini değil kendi arzularını değiştirmeye çalışmak; ufkunu ve bilgisini sürekli geliştirmek önemlidir.
Rene Descartes'e göre insan ruhu, evrenin mekanik işleyişinin bütünüyle dışındadır. Maddeden temelden ayrı olan insan ruhu, Tanrı'nın özel bir edimiyle yaratılmıştır. Beden ve ruh, birbirinin tam anlamıyla karşıtı olmasına rağmen aralarında bir etkileşim vardır. Bu etkileşim, beyindeki epifiz bezinde gerçekleşir; ruh buradaki diri ruhlar (esprits animaux) aracılığıyla bütün beden üzerinde etkide bulunur.
17. Yüzyıl Felsefesi'nin diğer önemli düşünürleri; Blaise Pascal, Nicolas De Malebranche, Arnold Geulinex gibi Okkasyonalist düşünürler, Thomas Hobbes (Thomes Hobs, 1588 - 1679), Baruch Spinoza (Baruh Spinoza, 1632 - 1677), Wilhelm Leibniz'dir.
![]() |
| Modern Felsefe hakkında görsel içerik |
.
